Siyasi ve Kültürel İnternet Gazetesi
 Kürtçe     |   Türkçe

     
Ara
DENG Yayınları Aras Center’da

Basından

Kurtuluş Tayiz: Tuhaf bir kargaşa hali

İnegöl’de Kürtlere yönelik saldırılarla başlayan, Hatay Dörtyol’da PKK’nın dört polisi öldürmesi üzerine gelişen olaylar, Türkiye’ye tuhaf bir kargaşa görüntüsü kazandırdı.

Etnik cepheleşme, şiddet ve kaos ortamı göze çarpan manzaralar arasında.

Bu görüntüler, ülkede güvenlik ve istikrarı sağlamakla sorumlu hükümetin varlığını da tartışmalı hale getiriyor.

Dışarıdan bakıldığında son bir haftada yaşanan olayların istisnasız her insanda bırakacağı ilk izlenimler bu yönde.

Gerçekler, hayatımızı kuşatan bu ilk izlenimlerin içinde gizli olmalı.

Kürtlerle Türklerin iç içe yaşadığı herhangi bir kasabada, ilçede veya şehirde gündelik bir çekişmenin genişleyerek etnik çatışmaya dönüşme riski teorik olarak vardır.

Ama Kürt nüfusunun Batı’daki dağılımı ve yaygın yerleşimi göz önüne getirildiğinde bu ülkede yakın zamana kadar etnik çatışma riskinin olmadığı da anlaşılır.

Yoksa Kürtlerle Türkler, Türkiye’nin neredeyse her ilinde, kasabasında bu kadar iç içe yaşamayı tercih etmezdi herhalde.

Etnik kutuplaşma ve iç savaş ihtimali sandığımızdan da yakın bir zamanda ortaya çıkan tehlikeli ‘siyasi’ gelişmelerdir.

İki tarafın uçlarını temsil eden gruplarında ortaya çıkmıştır.

Kürt siyasi hareketinin politikalarına ana rengini veren bugüne kadar (en azından laf düzeyinde) Türk-Kürt kardeşliğiydi.

PKK’nın siyasi meşruiyet kazanamaması, Kürt sorunundaki çözümsüzlük, bu örgütü radikal milliyetçi bir çizgiye savurdu. Demokratik zemindeki Kürt siyasetçiler de bu dönüşümden nasibini aldı. Kandil’in gölgesinden çıkmayan yeni bir siyasetçi kuşağı, DTP ve BDP’nin başına getirildi. Bu siyasetçilerin çoğu yakın zamanda politikayla tanışmış genç isimlerdi. Bu yönetici kuşak, iç savaş çıkarma pahasına PKK’nın şiddet eylemlerini destekler duruma geldiler. Bunun için Dörtyol güzel bir örnek. PKK Hatay’da dört polisi öldürüyor, Kürtler saldırıya uğruyor. BDP Kürtlere sahip çıkmak kadar polisleri öldürerek bu saldırılara neden olduğu için PKK’yı üstü kapalı bile olsa eleştirmiyor. Komik olanı bundan dolayı AKP’yi suçluyor. Toplumsal sorumluluk duygusunu tamamen yitirmiş bu siyasi zihniyetin Kürtlerin canlarını, mallarını koruması gerçekten mümkün mü?

Batı’da ise statükocular, iktidarı AKP’den geri alma pahasına iç savaşa razı oldular. Orduda, yargıda, bürokraside, siyasette ve sermaye çevrelerinde taraftarları var. AKP’den iktidarı almak için göze alamayacakları, girişemeyecekleri macera yok gibi.

Şimdi tekrar İnegöl ve Hatay Dörtyol’da meydana gelen olaylara geri dönersek; birbirinden bağımsız, rastgele gelişen olaylar değil; arkasında bir süredir iç savaşı körükleyen siyasi bir akıl söz konusudur. Açılımla birlikte geliştirilen, körüklenen bir sürecin parçası. En azından siyasi olarak doğrudan böyle bir bağ kurmak yanlış değil.

Amaç her fırsatta, iktidarın hükümet etme gücünü tartışmaya açmaktır. Bu türden çatışmalar tırmandırılarak siyasi inisiyatif kaybettirilmeye çalışılıyor. Şiddet, kaos, iç savaş görüntüleriyle yangın yerine dönmüş bir ülke görüntüsü verilmeye çalışılıyor. Aslında referandum ve seçim öncesi, nüfusun büyük bir çoğunluğu ikna edilmeye çalışılmaktadır; PKK yoktu, AKP’yle başladı, Kürtler yoktu, açılımla başladı, milletin gözbebeği ordu terörle mücadele edecek, AKP bırakmıyor...

30 Temmuz 10 tarihli Taraf

Friday, July 30, 2010
  HyperLink

Add your comment:
 
Nav:
 
E-mail:
   
   
Peyam:
   
   

Rapor - Röportaj

Yazarlar